İstanbul Üniversitesi tarafından hazırlanan son rapor, iklim krizinin İstanbul üzerindeki korkunç etkilerini gözler önüne serdi. Projeksiyonlara göre, deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle İstanbul’un simge noktaları ve hayati altyapısı sular altında kalma riskiyle karşı karşıya.
Küresel ısınma ve kutuplardaki buzul erimesi, Türkiye’nin kalbi İstanbul için geri dönülemez bir tehdit oluşturuyor. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nün uluslararası iklim verilerine (IPCC) dayanarak hazırladığı analizler, megakentin geleceğine dair tüyler ürperten bir tablo çizdi.
2300 Yılında İstanbul Tanınmaz Hale Gelebilir
Yapılan Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) tabanlı modellemelere göre, deniz seviyesindeki yükselme üç aşamalı bir felaket zincirini tetikliyor:
-
2050 Projeksiyonu: Deniz seviyesi 1,5 metre yükselecek. Bu durum, İstanbul’daki limanların %70’ini doğrudan risk altına sokacak.
-
2100 Projeksiyonu: Artışın 5 metreye ulaşması bekleniyor. Bu aşamada sadece limanlar değil; demiryolu hatlarının %60’ı ve karayollarının %40’ı sulara gömülecek.
-
2300 “Kâbus” Senaryosu: Deniz seviyesi tam 15 metre yükselecek. Bu senaryoda Haydarpaşa, Ambarlı ve Yenikapı gibi kritik noktalar tamamen haritadan silinebilir. 10 binden fazla yapı sular altında kalacak.
Sadece Binalar Değil, Ekonomi de Tehlikede
Enstitü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, riskin boyutlarını şu sözlerle özetledi: “Lojistik ve depolama tesislerinin büyük bir kısmı su altında kalma riski taşıyor. Bu durum sadece bir doğal afet değil, aynı zamanda devasa bir lojistik ve ekonomik kriz anlamına geliyor.”
İçme Suyu ve Kültürel Miras Tehdit Altında
Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih ise tehlikenin başka bir boyutuna dikkat çekti: Yükselen deniz suları, yer altı kaynaklarına karışarak içme suyu altyapısını tuzlandırabilir. Ayrıca Haliç ve çevresindeki binlerce yıllık tarihi mirasın da sulara gömülme ihtimali, İstanbul’un kültürel kimliğini tehdit ediyor.
Acil Eylem Planı Şart
Uzmanlar, bu felaket senaryolarına karşı “bekle-gör” politikasının terk edilmesi gerektiğini vurguluyor. Önerilen önlemler arasında şunlar yer alıyor:
-
Kritik limanların ve lojistik merkezlerin daha yüksek rakımlara taşınması.
-
Kıyı duvarlarının ve mendireklerin yükseltilerek güçlendirilmesi.
-
Doğal bariyer görevi gören sulak alanların korunması.
-
Dijital erken uyarı sistemlerinin acilen devreye alınması.
Bilim insanları uyarıyor: Belirsizlikler olsa da riskin büyüklüğü net. İstanbul’un geleceğini kurtarmak için planlamaların “en kötü senaryoya” göre yapılması hayati önem taşıyor.

