Prof. Esfender Korkmaz’a göre Türkiye ekonomisinde yaşanan yüksek enflasyon ve döviz krizi aslında uzun yıllar sürecek yapısal bir kader değil. Doğru politikalar uygulanırsa sorunların 4 yılda değil, 6 ay gibi kısa bir sürede çözülebileceğini savunan Korkmaz, mevcut yönetim anlayışının ise bu dönüşümü mümkün kılmadığını vurguluyor.
Uluslararası kuruluşlar beklentileri yukarı çekiyor
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türkiye için 2026 enflasyon tahminini %23,4’ten %28,9’a yükseltti. Kuruluş ayrıca büyüme tahminini %3,4, yıl sonu dolar/TL beklentisini ise 48,50 olarak açıkladı.
Öte yandan OECD’nin Mart 2026 raporunda, Orta Doğu’daki savaş ve artan petrol fiyatlarının küresel enflasyonu yukarı çekeceği ve büyümeyi aşağı yönlü etkileyeceği belirtildi. Ancak OECD’ye göre küresel enflasyondaki artış sınırlı kalacak; 2025’te %3,1 olan ortalama enflasyonun 2026’da %4’e yükselmesi bekleniyor.
Türkiye için ise OECD enflasyon tahminini %26,7 olarak açıkladı. Bu tablo, Türkiye’de çift haneli yüksek enflasyonun küresel ortalamalardan ne denli ayrıştığını ortaya koyuyor.
“Bir yanlışın bedeli 8 yıl”
S&P ve OECD projeksiyonlarına göre Türkiye’de enflasyon, faiz ve döviz sorunlarının önümüzdeki dört yıl boyunca kademeli olarak normalleşmesi bekleniyor.
Prof. Korkmaz’a göre bu tablo, 2021 yılında yapılan politika hatalarının uzun vadeli maliyetine işaret ediyor:
Korkmaz, “beşeri maliyet” olarak özellikle beyin göçüne dikkat çekiyor.
Kronik enflasyon riski uyarısı
Korkmaz, mevcut siyasi ve yapısal sorunların devam etmesi halinde enflasyonun %20’nin üzerinde kalıcı hale gelebileceğini belirtiyor.
Bu senaryoda yalnızca yüksek enflasyon değil, özellikle döviz piyasası kaynaklı yeni krizlerin de kaçınılmaz olacağı ifade ediliyor.
“6 ayda çözüm mümkün”
Korkmaz’a göre Türkiye’nin mevcut krizden çıkışı zor değil. Ancak bunun için kapsamlı bir politika değişimi gerekiyor.
Çözüm için öne çıkan başlıklar:
- IMF ile stand-by anlaşması yapılması
- Avrupa Birliği çıpasının yeniden kazanılması
- Popülist ekonomi politikalarından vazgeçilmesi
- Hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi
- Yapısal reformların hayata geçirilmesi
Bu koşulların sağlanması halinde, enflasyon ve döviz sorunlarının 6 ay içinde çözülebileceği savunuluyor.
Mevcut yönetimle dönüşüm zor
Korkmaz’a göre mevcut ekonomi yönetimi ve siyasi yaklaşım bu adımların atılmasını zorlaştırıyor.
- Hükümetin kriz olduğu gerçeğini kabul etmemesi
- IMF ile iş birliğine ideolojik yaklaşım
- AB standartlarından uzaklaşılması
bu sürecin önündeki temel engeller olarak sıralanıyor.
/*! This file is auto-generated */!function(d,l){“use strict”;l.querySelector&&d.addEventListener&&”undefined”!=typeof URL&&(d.wp=d.wp||{},d.wp.receiveEmbedMessage||(d.wp.receiveEmbedMessage=function(e){var t=e.data;if((t||t.secret||t.message||t.value)&&!/[^a-zA-Z0-9]/.test(t.secret)){for(var s,r,n,a=l.querySelectorAll(‘iframe[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),o=l.querySelectorAll(‘blockquote[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),c=new RegExp(“^https?:$”,”i”),i=0;i
Siyasi gelişmeler ekonomiyi etkiliyor
Avrupa Birliği kurumlarının Türkiye’ye yönelik raporlarında, özellikle yerel yönetimlere yönelik müdahaleler ve hukuki süreçlere ilişkin eleştiriler dikkat çekiyor.
Bu gelişmelerin:
- Yabancı yatırım girişini sınırladığı
- Finansal güveni zayıflattığı
ifade ediliyor.
Nitekim Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı hafta Türkiye’den yaklaşık 60 milyar dolarlık sıcak para çıkışı yaşandığına dikkat çekiliyor.
Popülist politikalar ve bütçe baskısı
Korkmaz, bütçe politikalarının da reform sürecini zorlaştırdığını belirtiyor.
- Sosyal yardımlar ve seçim odaklı harcamalar
- KOBİ kredilerinin siyasi amaçlarla genişletilmesi
- Kamu harcamalarında “itibardan tasarruf olmaz” yaklaşımı
ekonomik dengeleri bozuyor.
Yapısal sorunlar derinleşiyor
Türkiye ekonomisinin temel sorunları arasında şunlar öne çıkıyor:
- Hukuk devleti ve güven eksikliği
- Kurumsal yapıların zayıflaması
- Kırılgan ekonomik yapı
- Oligopol piyasa düzeni
- İthalata bağımlı üretim modeli
- Düşük verimlilik ve sanayi kapasitesi
Bu yapısal problemler çözülmeden kalıcı bir iyileşme sağlanamayacağı vurgulanıyor.
Başkanlık sistemi ve kurumsal zayıflama
Korkmaz, başkanlık sisteminde yürütmenin aynı zamanda parti liderliği ile birleşmesinin kurumsal dengeyi zayıflattığını savunuyor.
Ayrıca eğitim sistemi üzerindeki ideolojik baskıların da uzun vadeli kalkınma açısından risk oluşturduğu belirtiliyor.
Sıcak para bağımlılığı ve kırılganlık
Ekonominin sıcak para girişine bağımlı yapısı, finansal kırılganlığı artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Aynı zamanda:
- Kamu ihaleleri
- Özelleştirme politikaları
piyasada rekabeti sınırlayarak oligopol yapıyı güçlendiriyor.
Sonuç: Çıkış yolu politika değişiminde
Prof. Korkmaz’a göre Türkiye’nin ekonomik sorunları çözülebilir; ancak bunun için mevcut politika anlayışının değişmesi gerekiyor.
Aksi halde:
- Enflasyon kalıcı hale gelebilir
- Döviz krizleri tekrarlanabilir
- Ekonomik toparlanma süresi uzayabilir
Prof Korkmaz’ın Yeniçağ’da yayınlana köşesinden alıntıdır

