Loading...
tr usd
USD
0.1%
Amerikan Doları
44,97 TRY
tr euro
EURO
-0.13%
Euro
52,59 TRY
tr chf
CHF
%
İsviçre Frangı
0,00 TRY
tr jpy
JPY
%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
%
Rus Rublesi
0,00 TRY
tr cny
CNY
%
Çin Yuanı
0,00 TRY
tr gbp
GBP
-0.16%
İngiliz Sterlini
60,74 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.02%
Euro Amerikan Doları
1,17 TRY
bist-100
BIST
-0.28%
Bist 100
14.335,49 TRY
usd gau
Petrol
-0.4%
Brent Petrol
106,01 USD
gau
GR. ALTIN
0.1%
Gram Altın
6.786,03 TRY
btc
BTC
0.1%
Bitcoin
78.259,18 USDT
eth
ETH
-1.66%
Ethereum
2.334,58 USDT
bch
BCH
-0.08%
Bitcoin Cash
459,97 USDT
xrp
XRP
0.6%
Ripple
1,44 USDT
ltc
LTC
1.08%
Litecoin
56,09 USDT
bnb
BNB
0.29%
Binance Coin
639,31 USDT
sol
SOL
-0.81%
Solana
86,16 USDT
avax
AVAX
0.36%
Avalanche
9,37 USDT
ada
ADA
0.48%
Cardano
0,25 USDT
dot
DOT
-2.51%
Poladot
1,24 USDT
doge
DOGE
1.86%
Doge Coin
0,10 USDT
shib
SHIB
0.7%
Shiba Inu
0,00 USDT
featured

Martin Wolf: Kaotik siyaset ile dirençli ekonomi aynı anda sürdürülemez

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Financial Times yazarı Martin Wolf, küresel ekonominin görece güçlü performansına rağmen artan jeopolitik gerilimler ve öngörülemez siyasi kararların bu dengeyi uzun süre koruyamayacağını savunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın agresif dış politika hamleleri, Orta Doğu’daki savaş riski ve küresel belirsizlikler, ekonomik görünüm üzerinde giderek daha büyük bir baskı oluşturuyor.

Küresel ekonomi son yıllarda şaşırtıcı bir direnç sergilerken, siyaset sahnesinde yaşanan gelişmeler giderek daha kaotik ve öngörülemez bir hal alıyor. Financial Times’ın önde gelen ekonomi yorumcularından Martin Wolf’a göre, bu iki zıt dinamiğin uzun süre bir arada varlığını sürdürmesi mümkün değil.

Wolf, bugün karşı karşıya olunan temel soruyu şöyle özetliyor: Güçlü bir ekonomik yapı ile istikrarsız ve zaman zaman “absürt” denebilecek bir siyasi ortam ne kadar süre birlikte var olabilir? Ve bu süreç sonunda kazanan hangisi olacak: ekonomik dayanıklılık mı, yoksa siyasi kaos mu?

Trump’ın sert çıkışları ve artan jeopolitik riskler

Bu soruların merkezinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika yaklaşımı yer alıyor. Geçtiğimiz hafta İran’a yönelik sert tehditlerde bulunan Trump, Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde ülkenin “bir gecede yok edilebileceğini” söyledi.

Ancak yalnızca birkaç gün içinde ABD ile İran arasında ateşkes sağlandığı yönünde açıklamalar yapılırken, bu ateşkesin fiilen gerçekleşmemesi ve boğazın kapalı kalması belirsizliği artırdı. Süreç daha da karmaşık hale gelirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in diplomatik girişimleri de sonuçsuz kaldı.

Son aşamada Trump, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’nı fiilen abluka altına alacağını açıkladı. Bu açıklamaların ardından Washington yönetimi, ablukanın yalnızca boğazı değil, İran kıyılarının tamamını ve tüm petrol terminallerini kapsayacağını duyurdu.

Bu gelişmeler, küresel enerji arzı açısından kritik önemde olan Hürmüz Boğazı’nın geleceğine ilişkin ciddi riskler doğururken, piyasalar açısından da belirsizliği artırdı.

Belirsizlik artık sistemin bir parçası

Wolf’a göre bu tür çelişkili ve ani politika değişiklikleri tesadüf değil, aksine Trump döneminin karakteristik bir özelliği. Ancak bu “kaotik stratejinin” ekonomik sonuçları kaçınılmaz.

Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund) tarafından yayımlanan son Dünya Ekonomik Görünüm raporu da bu artan belirsizliğe dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki savaş, ABD’nin ticaret politikalarındaki dalgalanmalar ve Ukrayna savaşı gibi faktörler küresel riskleri yukarı çekmiş durumda.

Bu nedenle IMF artık klasik “baz senaryo” yerine, farklı risk düzeylerini içeren alternatif senaryolar sunuyor.

Reklam Alanı

Küresel büyümede yavaşlama beklentisi

IMF’nin “referans senaryosuna” göre küresel büyüme 2026 yılında yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,2 seviyesinde gerçekleşecek. Bu oranlar, pandemi sonrası dönemin ortalamasının altında kalırken, 2000–2019 döneminin yüzde 3,7’lik büyüme ortalamasının da gerisinde.

Enflasyonun ise bu yıl yüzde 4,4 seviyesine ulaşması bekleniyor.

Ancak daha olumsuz senaryolarda tablo ciddi şekilde kötüleşiyor. Orta Doğu’daki çatışmaların uzaması halinde küresel büyüme yüzde 2,5’e gerilerken, enflasyon yüzde 5,4’e yükselebilir. Daha ağır bir senaryoda ise büyüme yüzde 2’ye kadar düşebilir.

Bu durum, küresel ekonominin kaderinin büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

/*! This file is auto-generated */!function(d,l){“use strict”;l.querySelector&&d.addEventListener&&”undefined”!=typeof URL&&(d.wp=d.wp||{},d.wp.receiveEmbedMessage||(d.wp.receiveEmbedMessage=function(e){var t=e.data;if((t||t.secret||t.message||t.value)&&!/[^a-zA-Z0-9]/.test(t.secret)){for(var s,r,n,a=l.querySelectorAll(‘iframe[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),o=l.querySelectorAll(‘blockquote[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),c=new RegExp(“^https?:$”,”i”),i=0;i

Riskler artıyor: “Kırılma çağı” uyarısı

Wolf’un analizinde öne çıkan bir diğer unsur, küresel sistemde artan yapısal riskler. Kanada Başbakanı Mark Carney’in “kırılma çağı” olarak tanımladığı bu dönemde, dünya ekonomisi ciddi dönüşümlerden geçiyor.

Başlıca riskler arasında şunlar yer alıyor:

  • Jeopolitik gerilimlerin tırmanması
  • Enerji ve hammadde arzında kesintiler
  • Ticaret savaşlarının derinleşmesi
  • Yapay zekâ yatırımlarında olası hayal kırıklıkları
  • Artan kamu borçları ve bütçe açıkları
  • Merkez bankalarının bağımsızlığının zedelenmesi

Wolf’a göre bu risklere bir de ABD’nin küresel sistemdeki rolünün değişmesi ekleniyor. Trump’ın politikaları, ABD’nin “istikrar sağlayıcı güç” rolünden uzaklaştığına işaret ediyor.

/*! This file is auto-generated */!function(d,l){“use strict”;l.querySelector&&d.addEventListener&&”undefined”!=typeof URL&&(d.wp=d.wp||{},d.wp.receiveEmbedMessage||(d.wp.receiveEmbedMessage=function(e){var t=e.data;if((t||t.secret||t.message||t.value)&&!/[^a-zA-Z0-9]/.test(t.secret)){for(var s,r,n,a=l.querySelectorAll(‘iframe[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),o=l.querySelectorAll(‘blockquote[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),c=new RegExp(“^https?:$”,”i”),i=0;i

Ancak umut tamamen kaybolmuş değil

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Wolf küresel ekonomi için bazı olumlu gelişmelere de dikkat çekiyor. Özellikle teknoloji ihracatındaki artış ve yapay zekâ kaynaklı büyüme, küresel ekonomiyi desteklemeye devam ediyor.

Ayrıca ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşına rağmen küresel ticaretin alternatif rotalar üzerinden yeniden şekillenmesi, sistemin esnekliğini gösteriyor.

Siyasi cephede de bazı dengelenme işaretleri var. Macaristan’da Viktor Orbán’ın seçim kaybetmesi, popülist ve kutuplaştırıcı siyasetin her zaman başarılı olmadığını ortaya koyuyor.

Medeniyet tartışması: Asıl risk ne?

Wolf’un yazısı yalnızca ekonomik bir analiz değil, aynı zamanda daha geniş bir “medeniyet” tartışması sunuyor. IMF’nin çizdiği tabloya göre dünya, 1944’te kurulan küresel düzenin ideallerinden uzaklaşmış durumda.

Ancak bu düzen henüz tamamen çökmüş değil.

Wolf’a göre asıl risk, yalnızca ekonomik büyümenin yavaşlaması değil; uluslararası iş birliği, barış ve kurumsal yapıların aşınması. Bu süreçte Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi liderlerin yaklaşımı, küresel sistem açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Sonuç: Denge bozulabilir

Sonuç olarak, bugün görülen “dirençli ekonomi + kaotik siyaset” dengesi sürdürülebilir görünmüyor. Jeopolitik risklerin artması, ekonomik performansı er ya da geç aşağı çekebilir.

Wolf’a göre dünya henüz bu sınavı kaybetmiş değil. Ancak mevcut gidişatın devam etmesi halinde, ekonomik dayanıklılığın siyasi kaos karşısında uzun süre direnmesi giderek zorlaşacak.

Kaynak:  FT

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim