Belki 1970’lerden, belki de 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük küresel arz şokunun ortasındayız. Üstelik şokun ne kadar süreceğini de kestirmek çok zor. Bu şok tsunami boyutunda bir enflasyon dalgasını tetikledi, tüm dünyada önce manşet, sonra da çekirdek enflasyon yükselecek. Ama, bu makalenin öznesi olan Merkez Bankaları (MB) açısından en büyük bilinmeyen, enerji enflasyonunun “ikincil” etkileri, yani enflasyon beklentilerini ne ölçüde etkileyeceği. Bazı uzmanlar enflasyonun geçici olarak yükselip sonra savaş öncesi trendine döneceğini iddia ederken, diğerleri ekonomik aktörlerin enflasyon algısının kalıcı olarak bozulacağı kanaatinde.
Bu sisler bulvarında tüm MB’nın işi çok zor. Zorluklar saymakla bitmez, ama en önemlisini zikredeyim. Enflasyon isterse iki misline yükselsin, eğer beklentiler “çıpa sürdürmeyecekse”, faizleri yükseltmenin bir anlamı yok. Zaten ekonomi, enerji enflasyonunun harcanabilir gelir ve kârlar üzerinde yaratacağı daraltıcı etkiden dolayı zayıflayacak, talep düşecek ve halen gevşek gözüken faizler sıkı konumuna yükselecek.
/*! This file is auto-generated */!function(d,l){“use strict”;l.querySelector&&d.addEventListener&&”undefined”!=typeof URL&&(d.wp=d.wp||{},d.wp.receiveEmbedMessage||(d.wp.receiveEmbedMessage=function(e){var t=e.data;if((t||t.secret||t.message||t.value)&&!/[^a-zA-Z0-9]/.test(t.secret)){for(var s,r,n,a=l.querySelectorAll(‘iframe[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),o=l.querySelectorAll(‘blockquote[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),c=new RegExp(“^https?:$”,”i”),i=0;i
Bu küresel manzarayı tarif etmeden TCMB’nin faizleri sabit tutma kararını yorumlamak imkânsızdı, o nedenle girizgâh biraz uzun oldu. TCMB PPK en doğrusunu yapıp belirsizlik ortamı bir ölçüde azalıncaya kadar politika faizini sabit tuttu. Muhtemelen İran Savaşı bitene kadar ya da Hürmüz Boğazı’ndan normal seyir sefere başlanıncaya kadar piyasayı %40’tan fonlayacak.
TCMB PPK açıklaması da samimi ve bence gerçekçi. Kritik paragrafı özetleyeyim: “Toplantı sonrası yayımlanan metinde TCMB, enflasyonun ana eğiliminin Mart ayında gerilediği, öncü verilerin ana eğilimin Nisan ayında bir miktar yükseleceğine işaret ettiği kaydedildi. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlendiği belirtildi. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği ifade edildi. Göstergelerin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiği, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin önem taşıdığı vurgulandı”.
Bu paragraf iki açıdan kritik. İlkin TCMB’nin vakıf olduğu veri setinde iç talep Nisan’da yavaşlıyor. Bu sürerse, TCMB’nin faiz indirimi öne çekilir. Yok, paragrafta vurgulanan ikinci nokta, yani “ikincil etkiler” ağır basarsa, bırakın faiz indirmeyi, ek parasal sıkılaştırma dahi gündeme gelir.
Şimdi de ben enerji fiyatları hakkındaki öngörümü sunarak faiz indiriminin tarihine dair çıkarıma varayım: Enerji fiyatları yıl boyunca yüksek seyredecek, somut olarak konuşayım, 2027’den önce spot Brent fiyatının 100 dolar/varilin altına düşmeyeceğini savunuyorum. İlkin, savaşın karşılıklı bombalama fazı bitmiş olabilir, ama Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalır, çünkü tarafların kalıcı bir ateşkesin temelini inşa edecek ortak noktası yok.
Farz edelim yanıldım. Hürmüz Boğazı da Mayıs gibi normal tanker seyrine açıldı. Enerji fiyatları düşer mi? Hayır, düşmez. Bu konuda uzmanlar fikir birliği içinde. Körfez ülkelerindeki enerji üretim ve nakil tesislerinin 85 tanesi zarar gördü, bunların da üçte biri yıllarca hizmete girmeyecek. Normalde Rusya ve ABD kaya petrolü üreticileri böyle durumda üretimi artırarak petrol ve doğal gaz fiyatlarını gevşetir. Ama Rus enerji tesisleri sürekli Ukrayna tarafından sabote ediliyor, yaptırımlar kalksa dahi Rusya’nın enerji ihracatını artırması kolay olmayacak. ABD’de ise kaya(k) üreticileri İran savaşı şokunun kalıcı olacağına inanmadığı sürece üretimi artırmaz. Çünkü maliyetleri diğer OPEC üreticilerine nazaran gözle görülür ölçüde yüksek. Enerji fiyatları birkaç ay içinde savaş öncesi düzeylere gerileyecekse, ek üretim için masraf yapmak zarar doğurur.
Bu senaryoda TCMB öngörülebilir vadede faiz indiremez. Belki de bu seneyi %40 fonlama faizi ile geçireceğiz. Eminim okurlarımın bir kısmı, Mehmet Şimşek’e ve ekonomi programına (buna TCMB para politikası da dahil) yükselen itirazların Erdoğan’ı yakın zamanda TCMB’yi faiz indirmeye ikna edeceğini düşünür.
Katılmıyorum. Erdoğan “nas” defterini kapattı. Seçmenler açısından güçlü TL’nin düşük faize yeğ tutulduğunu sezdi. Mehmet Şimşek’in de gideceği falan yok; Erdoğan Şimşek’ten memnun; çünkü Türkiye’nin yabancı yatırımcılar nezdinde itibarı yükselmeye devam ediyor. TCMB rezervleri bir gidiyor bir geliyor ama nihayetinde dövize kaçışı engelleyecek kadar yüksek. Dün bir toplantıda Mehmet Şimşek ekonomi politikasını eleştirenleri “miyoplukla” suçlayarak karşı saldırıya geçti. Eğer koltuğundan emin olmasa belki daha mülayim cevaplar verir, hatta politika ayarlarının gözden geçirileceği vaadinde bulunurdu. Hayır, politika ayarları değişmeyecek ve TCMB hâlâ enflasyonla mücadelede kararlı.
Tabii enerji fiyatları para politikasını belirlerken tek değişken değil. Eğer İran Savaşı belirsizliği veya CHP’ye karşı ardı arkası kesilmeyen “operasyonlar” Mansur Yavaş, Özgür Özel veya mutlak butlana evrilirse, siyasi kriz güven şokuna dönüşüp iç talebi bıçak gibi kesebilir. Döviz üstünde baskıların makul ama iç talebin çok yavaşladığı bir senaryoda, TCMB ikincil etkilerin geçici olduğu kabulüyle bir miktar faiz indirimi yapabilir. Ama TÜİK ve BloombergHT Nisan (öncül) tüketici güven endeksleri tüketicinin hâlâ harcamaya niyetli olduğunu gösteriyor.
Nisan Reel Sektör Güven Endeksi daralma bölgesine düştü, ama aslında firmaların işleri tıkında. Bakalım Akbank Ekonomi Araştırma ne yorum yapmış: “Üç ayda bir sorulan sorulara göre, kayıtlı sipariş ve son üç ay sipariş sorularındaki gerilemeye rağmen üretimi kısıtlayan faktörlerde talep yetersizliğini belirtenlerin oranı azaldı. Diğer taraftan, hammadde-ekipman yetersizliği tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. İşgücü yetersizliği sorusundaki azalış tüm mal gruplarında sürmekle birlikte hâlen tarihsel ortalamasının üzerinde. Finansal koşullardaki beklenmedik sıkılaşmaya karşın mali imkânsızlık sorusunda artış gerçekleşmedi. Son olarak TL’de devam eden reel değerlenmeye rağmen rekabet gücüne ilişkin değerlendirmelerde belirgin bir değişim yok”.
Artık influencer’ım ya, size bir öğüt vereyim: Kredi kullanırken hesabınızı faizlerin düşeceği değil, yükseleceği bir dünyaya göre yapın. O kredinin vadesi geldiğinde yenisini bulamayabilirsiniz.
/*! This file is auto-generated */!function(d,l){“use strict”;l.querySelector&&d.addEventListener&&”undefined”!=typeof URL&&(d.wp=d.wp||{},d.wp.receiveEmbedMessage||(d.wp.receiveEmbedMessage=function(e){var t=e.data;if((t||t.secret||t.message||t.value)&&!/[^a-zA-Z0-9]/.test(t.secret)){for(var s,r,n,a=l.querySelectorAll(‘iframe[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),o=l.querySelectorAll(‘blockquote[data-secret=”‘+t.secret+'”]’),c=new RegExp(“^https?:$”,”i”),i=0;i

