IMF’ye göre gelişmekte olan ülkeler giderek daha fazla “sıcak para”ya bağımlı hale geliyor. Hedge fonlar ve portföy yatırımcılarının payı son 20 yılda ciddi şekilde artarken, bu durum kriz dönemlerinde ani sermaye çıkışları riskini büyütüyor. İran savaşı sonrası yaşanan büyük çıkışlar bu kırılganlığı yeniden gözler önüne serdi.
Portföy Yatırımları Finansmanın Ana Kaynağı Haline Geldi
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yayımladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkelerin dış finansman yapısında önemli bir dönüşüm yaşandı.
Son 20 yılda, gelişen piyasa borçlanmalarına gelen portföy yatırımlarının payı iki katına çıkarak %80’e ulaştı. 2008 küresel finans krizinin ardından bankaların kredi verme iştahının azalmasıyla birlikte, hedge fonlar, emeklilik fonları ve sigorta şirketleri bu boşluğu doldurdu.
RAPORU İNCELE →
Bu süreçte gelişmekte olan ülkelere yaklaşık 4 trilyon dolarlık sermaye girişi gerçekleşti.
Avantaj Var Ama Risk Daha Büyük
IMF, bu finansman modelinin gelişmekte olan ülkeler için önemli avantajlar sağladığını belirtiyor. Küresel likiditenin bol olduğu dönemde bu ülkeler daha uzun vadeli ve düşük maliyetli borçlanabildi.
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Ancak aynı zamanda önemli bir uyarı da yapılıyor: Portföy yatırımcıları kriz dönemlerinde çok daha hızlı geri çekiliyor.
Raporda, bu tür finansmana bağımlı ülkelerin “küresel finansal şoklara karşı son derece kırılgan” hale geldiği vurgulanıyor.

