Nisan’da Borsa İstanbul’da Yön Arayışı: Jeopolitik Risk, Enflasyon ve Bilanço Ayrışması Öne Çıkıyor
Özet: Nisan ayında yurt içi piyasalarda ana belirleyiciler jeopolitik riskler, enerji fiyatlarının enflasyona etkisi ve faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi olacak. GCM Yatırım Araştırma Müdürü Kudret Ayyıldır’a göre BIST’te geniş tabanlı güçlü bir yükseliş yerine, sektörler ve şirketler arasında belirgin ayrışmanın öne çıktığı daha seçici bir döneme giriliyor.
Jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden enflasyon görünümünü yukarı yönlü baskılaması, para politikasında beklenen normalleşmenin ötelenmesine yol açarken, Nisan ayında piyasalarda yön arayışı ve sektörler arası ayrışmanın daha görünür hale gelmesi bekleniyor.
Bu tablo, Borsa İstanbul’da yıl başında görülen iyimserliğin bir bölümünün geri verilmesine neden olmuş durumda. Özellikle yüksek finansman maliyetlerinin korunma ihtimali ve şirket bilançolarına ilişkin temkinli beklentiler, piyasa üzerinde baskı yaratan ana unsurlar arasında yer alıyor.
RAPORU İNCELE →
Üç senaryo: Baz, pozitif ve istenmeyen görünüm
Piyasalara ilişkin temel senaryo, jeopolitik tansiyonun kontrollü kalması ve petrol fiyatlarının dengelenmesi üzerine kurulu. Bu çerçevede eşel mobil uygulamasının da etkisiyle enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma beklenmiyor. Böyle bir senaryoda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mevcut sıkı para politikası duruşunu korumaya devam etmesi öngörülüyor.
Bu baz senaryoda BIST’te sınırlı toparlanma potansiyeli korunurken, özellikle defansif sektörler ile fiyatlama gücü yüksek şirketlerin görece daha güçlü bir performans sergilemesi bekleniyor.
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Pozitif senaryoda ise yalnızca jeopolitik tansiyonun kontrol altında kalması değil, aynı zamanda diplomatik kanallar üzerinden risklerin azalması ve enerji fiyatlarında geri çekilme yaşanması belirleyici olacak. Böyle bir durumda ekonomik göstergelerdeki bozulmanın daha sınırlı kalabileceği beklentisi, piyasalarda risk iştahını artırabilir. Bu da BIST’te daha geniş tabanlı bir toparlanma ve dipten dönüş algısının güçlenmesini beraberinde getirebilir.
Alternatif, yani istenmeyen senaryo ise jeopolitik gerilimin tırmanması ve enerji fiyatlarında sert yükselişin sürmesi üzerine kurulu. Bu durumda enflasyon beklentilerindeki bozulma hızlanabilir ve TCMB daha sıkı bir duruşa yönelmek zorunda kalabilir. Böyle bir görünümde Borsa İstanbul üzerindeki baskının artması, özellikle sanayi ve maliyet hassasiyeti yüksek sektörlerde daha belirgin bir negatif ayrışma yaratabilir.

