Loading...
tr usd
USD
-0.02%
Amerikan Doları
43,72 TRY
tr euro
EURO
-0.01%
Euro
51,85 TRY
tr chf
CHF
0.11%
İsviçre Frangı
53,29 TRY
tr jpy
JPY
0%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
0.43%
Rus Rublesi
0,52 TRY
tr cny
CNY
0.12%
Çin Yuanı
5,96 TRY
tr gbp
GBP
-0.02%
İngiliz Sterlini
59,37 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.01%
Euro Amerikan Doları
1,19 TRY
bist-100
BIST
-0.78%
Bist 100
14.227,29 TRY
usd gau
Petrol
-1.88%
Brent Petrol
67,36 USD
gau
GR. ALTIN
0.09%
Gram Altın
6.864,15 TRY
btc
BTC
-1.69%
Bitcoin
67.727,65 USDT
eth
ETH
-0.13%
Ethereum
1.995,72 USDT
bch
BCH
-0.13%
Bitcoin Cash
568,49 USDT
xrp
XRP
-0.05%
Ripple
1,49 USDT
ltc
LTC
-1.49%
Litecoin
54,30 USDT
bnb
BNB
-1.33%
Binance Coin
618,90 USDT
sol
SOL
-1.49%
Solana
85,16 USDT
avax
AVAX
-0.97%
Avalanche
9,17 USDT
ada
ADA
-1.12%
Cardano
0,28 USDT
dot
DOT
-1.32%
Poladot
1,36 USDT
doge
DOGE
0.11%
Doge Coin
0,10 USDT
shib
SHIB
-0.64%
Shiba Inu
0,00 USDT
featured

Atlantic Council: 2026’da Küresel Ekonomiyi Şekillendirecek Beş Kritik Eğilim

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Özet:

2025 yılında Donald Trump’ın öngörülemez politikaları küresel ekonomiyi defalarca sarsmış olsa da büyüme dirençli kaldı. Yapay zekâ yatırımlarındaki patlama ve tarifelerin enflasyon üzerindeki sınırlı etkisi, felaket senaryolarının büyük ölçüde boşa çıkmasını sağladı. Ancak piyasaların bugün “dayanıklılık” olarak okuduğu tablo, 2026’da ciddi riskleri maskeleyen bir rahatlık hissine dönüşmüş olabilir.

Dayanıklılık mı, Bağışıklık mı?

2025’in sonuna gelinirken Wall Street’te hâkim beklenti, 2026’da S&P 500 endeksinin yeni zirveler göreceği yönündeydi. Yatırımcıların önemli bir bölümü, yapay zekâ treninin hız kesmeyeceğine, merkez bankalarının faiz indirimlerine devam edeceğine ve ABD tarifelerinin ara seçim yılı nedeniyle yumuşayacağına inanıyor.

Ancak piyasalar, dayanıklılığı bağışıklıkla karıştırıyor olabilir.

Gerçek tabloya bakıldığında, 2026’ya girerken küresel ekonomi aynı anda birkaç ağır sorunla karşı karşıya: Gelişmiş ülkelerde son yüzyılın en yüksek borç seviyeleri, artan korumacılık, mali disipline yönelik isteksizlik ve ABD-Çin arasında kırılgan bir denge.

Atlantic Council’a göre, piyasaların göz ardı ettiği ama 2026’da belirleyici olacak beş temel eğilim öne çıkıyor.


1. Asıl Yapay Zekâ Balonu ABD’nin Dışında mı?

2025 boyunca Hong Kong borsasında işlem gören Çinli teknoloji hisseleri adeta uçuşa geçti. Çinli yarı iletken üreticisi SMIC’in hisseleri, 2024’e kıyasla Ekim ayında yüzde 200’e varan prim yaptı. Bu tablo, yapay zekâ patlamasının artık küresel bir fenomene dönüştüğünü gösteriyor.

ABD’de olası bir yapay zekâ balonunun patlaması sıkça tartışılırken, Pekin bu riski pek umursuyor görünmüyor. Alibaba’nın önümüzdeki üç yıl için açıkladığı 52 milyar dolarlık yapay zekâ yatırımı bunun en somut örneklerinden biri. Buna karşılık OpenAI liderliğindeki tek bir ABD projesinin dört yılda 500 milyar dolar yatırım planladığı düşünüldüğünde, Çin’in yapay zekâyı ekonominin tamamına yaymaktan hâlâ uzak olduğu görülüyor.

2026’da ABD’de bir yapay zekâ düzeltmesi yaşanırsa, Çin bu şoktan görece az etkilenebilir. Bu durum, 2008 küresel finans krizinde Batılı bankalar sarsılırken Çin bankalarının ayakta kalmasına benzer bir tablo yaratabilir.


2. Küresel Ticarette Yeni “Dans”: Tarifeler Yayılıyor

Reklam Alanı

2026’da küresel ticaret düzeninin geleceğine dair en kritik sinyaller ABD dışından gelecek. ABD, yarı iletken ekipmanları ve kritik mineraller gibi alanlarda yeni “Section 232” tarifeleriyle ticaret duvarlarını yükseltmeye devam edecek. Bu artık sürpriz değil.

Asıl soru, diğer büyük ekonomilerin nasıl davranacağı.

ABD’nin Çin’den ithalatı azalırken, Çin’in ucuz malları ASEAN ülkeleri ve Avrupa Birliği’ne yönelmiş durumda. ASEAN’da tedarik zincirlerinin iç içe geçmiş yapısı nedeniyle Çin mallarına ciddi bir engel beklenmiyor. Ancak Avrupa Birliği için tablo farklı.

Atlantic Council’a göre 2026’da AB, Çin’den gelen ileri imalat ürünleri ve ilaçlara karşı daha yüksek tarifeler uygulamak zorunda kalabilir. Aksi halde Avrupa sanayisinin korunması giderek zorlaşacak.


3. Borç İkilemi: Tahvilleri Kim Alacak?

2026’nın belki de en kritik sorusu şu: Kamu borcunu kim finanse edecek?

Küresel finans krizinden ve pandemiden sonra merkez bankaları büyük kurtarıcı rolü oynadı ve kamu borçlarını bilançolarına aldı. Şimdi ise bu borçlar yavaş yavaş satılıyor. ABD Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası süreci yavaşlatma sinyali verse de, Japonya ve Avrupa Merkez Bankası bilanço küçültmeye devam etmeye kararlı.

Bu durumda alıcı kim olacak?
Yanıt net: Özel sektör.

Bu geçiş, Trump yönetiminin de arzu etmediği şekilde, uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı itebilir. Sonuçta konut kredilerinden şirket finansmanına kadar her şey Fed faizinden çok tahvil getirilerine bağlı.


4. Cüzdan Savaşları: Dijital Ödemelerde Yeni Cepheleşme

2026 ortasına gelindiğinde G20 ülkelerinin yaklaşık dörtte üçü, tokenize edilmiş sınır ötesi ödeme sistemlerine geçmiş olacak. Bu sistemler, paranın dijital jetonlar üzerinden çok daha hızlı ve ucuz biçimde ülkeler arasında transfer edilmesini sağlıyor.

Çin ve Hindistan bu alanda öne çıkarken, Brezilya, Rusya ve Avustralya gibi ülkeler de benzer altyapılar geliştiriyor. ABD ise G20 dönem başkanlığı sırasında ortak kurallar oluşturmaya çalışıyor.

Ancak Atlantic Council’a göre tablo giderek 5G savaşlarına benziyor: Ortak bir sistem yerine, farklı para birimleri ve siyasi bloklara bağlı parçalı ağlar oluşuyor. Bu da doların küresel hâkimiyetini uzun vadede zayıflatabilir.


5. Büyük Harcamalar, Büyük Riskler

Trump’ın tarifelerden elde edilecek gelirle Amerikalılara 2 bin dolarlık çek göndermeyi tartışması, Almanya’nın savunma harcamalarını artırma planları ve Çin’in sanayi politikaları… G20 genelinde 2026 için yeni teşvik dalgaları masada.

Sorun şu ki, borç seviyeleri zaten rekor düzeyde. Birçok ülke zor kararları 2027 sonrasına ertelemeyi tercih ediyor. Gelişmekte olan ülkeler daha güçlü büyüme sayesinde bu yükü taşıyabilirken, gelişmiş ekonomiler için bu denklem giderek kırılganlaşıyor.


Piyasalar Şimdilik Sakin, Ama…

Trump’ın Venezuela lideri Maduro’yu yakalatması gibi jeopolitik şoklara rağmen piyasaların sakin kalması, yatırımcıların kısa vadeli haberleri filtreleyip büyümeye odaklandığını gösteriyor. 2025’te bu strateji işe yaradı. Ancak Atlantic Council’a göre 2026 aynı şekilde geçmeyebilir.


Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim