Loading...
tr usd
USD
0.07%
Amerikan Doları
45,25 TRY
tr euro
EURO
0.41%
Euro
53,38 TRY
tr chf
CHF
%
İsviçre Frangı
0,00 TRY
tr jpy
JPY
%
Japon Yeni
0,00 TRY
tr rub
RUB
%
Rus Rublesi
0,00 TRY
tr cny
CNY
%
Çin Yuanı
0,00 TRY
tr gbp
GBP
0.45%
İngiliz Sterlini
61,79 TRY
tr eur-usd
EURO/USD
0.18%
Euro Amerikan Doları
1,18 TRY
bist-100
BIST
0.11%
Bist 100
14.933,34 TRY
usd gau
Petrol
-2.2%
Brent Petrol
99,04 USD
gau
GR. ALTIN
0.83%
Gram Altın
6.876,24 TRY
btc
BTC
-0.45%
Bitcoin
81.077,39 USDT
eth
ETH
-0.81%
Ethereum
2.332,05 USDT
bch
BCH
-1.08%
Bitcoin Cash
460,67 USDT
xrp
XRP
-0.76%
Ripple
1,41 USDT
ltc
LTC
0.25%
Litecoin
56,88 USDT
bnb
BNB
0.25%
Binance Coin
649,40 USDT
sol
SOL
0.27%
Solana
89,39 USDT
avax
AVAX
-0.11%
Avalanche
9,60 USDT
ada
ADA
0%
Cardano
0,27 USDT
dot
DOT
0.13%
Poladot
1,32 USDT
doge
DOGE
-0.89%
Doge Coin
0,11 USDT
shib
SHIB
-0.54%
Shiba Inu
0,00 USDT
featured

FÖŞ:  Ekonomi Karanlık Çağlar’a geri döndü

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Avrupa kültürel ve ekonomik açıdan neredeyse 700 yıl “Karanlık Çağ” yaşadı, ancak 13. yüzyıla doğru medeniyet adına cılız mumların ışığı görüldü uzaydan. Tabii, Roma bir günde yıkılmadı, medeniyet de ertesi gün cenaze arabasına binmedi. O tarih günlerin değil, yılların da hikâyesi. Benim Körfez Krizi tanımını tercih ettiğim İran Savaşı da Erdoğan’ın yıllar süren akıl dışı ve rant edinme odaklı politikalarından dolayı çürüyen fakat Mehmet Şimşek ve TCMB’nin gayreti ile zar-zor su yüzünde tutunan gemiyi kayalıklara gönderdi.

Nisan’ın son günleri ve 4 Mayıs Pazartesi günü yayınlanan veriler içimde öyle mide bulandırıcı bir his bıraktı ki, elimi dirseğime kadar gırtlağıma sokup self-kusma yaptım. “Bir veri trend oluşturmaz” derler, doğrudur, ama ekonomideki hasar Körfez Krizi’nden kaynaklanmışsa, boşuna Trump’tan gelen iyimser açıklamalara aldanmayın, Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalacak, açıldığında da enerji fiyatları en az bir yıl savaş öncesi düşük seviyelere dönmeyecek.

Niye Nisan-Mayıs verilerinin geleceğin karanlığına ışık tuttuğunu anlatmak için öncelikle Körfez Krizi hakkında görüşlerimi paylaşıp, bunları ekonominin Karanlık Çağlar’a döndüğü tahminini desteklemek için kullanacağım.

Bakın, yarın ABD-İran ateşkes imzalasa ve Hürmüz Boğazı’ndan seyrüsefer hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan başlasa dahi, dünyanın içine girdiği enerji darboğazı aylarca bitmez. Bakalım FT’den Michael Moore ne yazmış:

“Traderlar, küresel stokların kritik seviyelerin altına düşmesi halinde fiyatların çok daha sert yükselebileceği uyarısında bulunurken, bazıları böyle bir “kırılma noktasına” yalnızca birkaç hafta kaldığını öngörüyor.

Goldman Sachs’a göre küresel petrol stokları son sekiz yılın en düşük seviyelerine yaklaşmış durumda. Banka ayrıca, dünya genelinde benzin, dizel ve jet yakıtı gibi rafine ürünlerde yalnızca 45 günlük arz kaldığını belirtirken, özellikle Asya ve Afrika’daki düşüşlerin dikkat çekici boyutlara ulaştığını kaydetti.

Morgan Stanley’e göre galon başına ortalama akaryakıt fiyatlarının 4,50 dolara yaklaşmasına rağmen ABD’li sürücüler tüketimlerini henüz kayda değer ölçüde kısmış değil. Banka, dünyada tüketilen her 11 varil petrolden birinin Amerikalı sürücüler tarafından kullanıldığını hesaplıyor ve ABD stoklarının Ağustos ayı sonuna kadar 200 milyon varilin altına düşebileceğini öngörüyor. Bu miktar yaklaşık bir haftalık talebe karşılık geliyor.

Uzmanlar, ABD stoklarında yaşanacak sert bir düşüşün küresel çapta daha büyük bir paniği tetikleyebileceğini belirtiyor. “Krizin en kötü kısmı henüz önümüzde,” değerlendirmesi yapıldı”.

Mesajı aldınız herhalde. Arz kısıtlı, talep hâlâ göreceli canlı, sonuç Brent fiyatının daha da artması. Bir başka FT haberinde Mayıs sonunda Brent’in $150-200 varile tırmanacağı analizi yapılmış.

Şimdi dönelim Karanlık Çağlar’a yani Türkiye ekonomisine. Mart ayında bile ekonomi Körfez Savaşı’nın yarattığı enflasyonla hasta düşmüş. Nisan  Ekonomik Güven Endeksi üst üste ikinci ayında da gerileyerek 100 seviyesinin altında kalmaya devam etmiş. Gerileme, alt endekslerin oldukça geniş tabanlı bir şekilde zayıflamasından kaynaklandı. Bununla birlikte mevcut seviyeler, 2018-19 dönemi veya pandemi dönemi referans alındığında ekonomide daralmadan ziyade bir yavaşlamaya işaret ediyor. Ok!

Gelelim dış ticaret açığına: Mart ayında  oldukça yüksek bir seviye olan 11,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece 12 aylık kümülatif açık Şubat ayındaki 94,3 milyar dolardan yaklaşık 4 milyar dolar artarak 98,3 milyar dolara yükseldi. Bozulma neredeyse tamamen çekirdek açıktaki genişlemeden kaynaklandı; enerji açığı daralırken altın açığındaki artış görece sınırlı kaldı. Daha da olumsuz olan nokta ise, mevsimsellikten arındırılmış aylık çekirdek açık tahmininin de belirgin bir kötüleşmeye işaret etmesi. Buna göre aylık çekirdek açığın 3 aylık hareketli ortalaması yaklaşık 3,7 milyar dolar seviyesine yükselmiş durumda ve bu son dönemin en kötü seviyelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Olumlu taraf ise bu endişe verici tablonun Nisan ayında belirgin şekilde tersine dönmüş görünmesi. Nisan ayında dış ticaret açığı, 2025’in aynı ayındaki 12,1 milyar dolarlık seviyeye kıyasla 8,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece 12 aylık kümülatif açık Mart ayındaki 98,3 milyar dolardan sert şekilde gerileyerek 94,7 milyar dolara düştü (Şubat ayında 94,3 milyar dolar seviyesindeydi). İyileşmenin temel nedeni ise büyük ölçüde çekirdek dengedeki toparlanma oldu.

Reklam Alanı

Allah Allah, Körfez Krizi Nisan’da daha da kızışırken, nasıl gerçekleşmiş bu mucize? İlk nedeni bayram, seyran ve tatil köprüleri nedeniyle Mart-Mayıs dış ticaret dengesi verilerinin trende ışık tutmayacak kadar bulanık olması. Asıl neden ise TİM’e yakın güvenilir kaynaklardan duyduğum bir hikâye: Bazı büyük ihracatçı şirketlere Ankara’dan emir gelmiş: “İhracat beyannamesi doldurun ki rakamları şişirip propaganda yapalım, sonra siparişler iptal oldu dersiniz.”

Neyse, eğer yıllık net $50 milyar civarında seyreden turizm gelirleri $30 milyar kadar düşmezse, dış denge Karanlık Çağlar’da patlak verecek sorunların en önemsizi. Türkiye dışarıdan çok rahat borçlanıyor, cari açığı idare ederiz. Ama 2027’de turizm ölür, enerji fiyatları da yüksek seyrederse, millet döviz krizi kaygısına kapılıp TL’den dövize döner.

Bir iyi haber daha, Nisan sonunda yayınlanan BloombergHT tüketici güven endeksi A/A takriben 5 puan artmış. İyi haber? Bir daha düşünün, Türkiye’nin Covid-19’dan bu yana en zorlu üretim darlığına düştüğü bu aylarda tüketim talebini canlı kalması enflasyonist mi değil mi?

Arz tarafında çok vahim sorunlarla yüz yüze olduğumuz da neredeyse 24 aylık dibe vuran (manşet değer: 45) ISO & S&P Global imalat sanayi PMI gösteriyor. Üstelik fiyatlar hızla yükseliyor ve geleceğe dönük sipariş beklentileri de geriliyor. 30 Nisan’da yayınlanan MÜSİAD SAMEKS bileşik PMI da bu veriyi doğruluyor. Manşet endeks daralma bölgesinde, 47.0, A/A sadece 0.1 puan gerilemiş, ama sanayi üretiminde A/A 5 puan kayıp var. O ankette de geleceğe dönük beklentiler boktan. Özeti: Türkiye üretemiyor.

Hükümetin hâlâ TBMM’den yasalaştırmaya çalıştığı teşvik paketi de ihracatı artırmaz. İhracatçı kâr etmiyor ki, vergi indirimi ihracatını artırsın. Zaten asıl sorun başlıca pazarlarımız olan Avrupa ve Körfez Ülkeleri-Orta Doğu’da savaştan kaynaklanan talep daralması. Bir sorun daha var, bu ülkede verimliliğe yatırım yapıp kârlılığı artıran şirketlere çöküyorlar hemen. Sevgili Reis’im sağ olsun. Özel sektör verimliliği noktasında “Besle-büyüt, ilk Kurban’da kes” politikası uygulatıyor.

Tabii, en büyük sorun da enflasyon. TÜİK bile aylık TÜFE’yi %4.17 olarak raporlamışsa, gerisini siz düşünün. Çeşitli hane halkı enflasyon beklenti anketlerinde çıkacak sonuç, sıkça hissedilen rakamın %50 civarında olduğu.

Eğer girişte arz ettiğim gibi enerji fiyatları Mayıs sonundan itibaren daha da yükselecekse ya da en azından hâlihazırdaki seviyesinde kalacaksa, enflasyonda gerçekten bir patlama yaşayacağız. Bazı büyük yatırım bankaları sene başında %20 olan yıl sonu TÜFE tahminlerini %30’un üzerine revize ettiler gibi. Ben gayet iyimser bir tahminle en az %35 diyorum.

Eğer hükümetin yavaş yavaş taban baskısından korkarak hayata geçirdiği eşel mobil, NETT, gençlere maaş ve SGK primi, teşvik paketi gibi önlemlere yenileri eklenecekse, hem talebi kısarak enflasyonu frenlemek zorlaşacak, hem de bütçe açığı yeniden genişleyerek FX kredi maliyetlerimizi yükseltecek.

Gelelim TCMB’ye. O da iki arada bir derede sıkışmış. Maliye politikasının genişletici duruşa geçtiği, arz şokunun geçici değil kalıcı olduğu bir ortamda Haziran PPK’da kapıyı 300 baz puan sıkılaştırma ile açıp, sene sonunda politika faizini %42-45 düzeyine kadar yükseltmeli ki, bu da şirketlerin kıymetli vadelerini ağlatır, iflas ve konkordatolar en az 3 misline çıkar.

Biraz da siyasi yorumlar katayım. Hani erken baskın seçim falan diyorlar, palavra, inanmayın. Çünkü enflasyon bağlamında ekonominin bir numaralı sorunu manşet veya çekirdek enflasyonun yükselmesi değil, iyice katılaşan beklentiler. Eğer tahmin ettiğim gibi seneyi en az %35 enflasyonla kapatırsak, 2027’de de daha aşağı gitmez. %35 resmi, %60 hissedilen enflasyon da Erdoğan Abime seçim kaybettirir.

Geçmiş olsun.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim