İran ve ABD arasındaki görüşmelerden sızan olumsuz sinyaller, küresel piyasalarda belirsizliğin kronik bir hal alacağı korkusunu tetikledi. Uzmanlara göre, halihazırda hassas bir dengede olan Türkiye ekonomisinde risk katsayısı yükselirken, hem bireysel tüketicileri hem de reel sektörü zorlu bir dönemin beklediği vurgulanıyor. Ekonomistler, merkez bankası rezervlerindeki erimeyle birlikte üretim maliyetleri ve halkın alım gücü üzerindeki baskının şiddetleneceğine dikkat çekerek, bu karmaşık tabloyu kısa sürede düzeltecek sihirli bir formülün bulunmadığını ifade ediyor.
Sürecin diplomatik bir uzlaşıya mı yoksa yeni gerilimlere mi evrileceği henüz kestirilemezken, Dış Ticarete Yön Verenler Derneği Başkanı Dr. Hakan Çınar, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliğin kalıcı bir maliyet unsuru haline geldiğini belirtiyor. Enerji fiyatlarının artık klasik arz-talep dengesinden ziyade jeopolitik risklerle şekillendiğini ve taşımacılık sektöründe dalgalanmaların ötesinde derin bir belirsizliğin hakim olduğunu kaydeden Çınar, şu noktaların altını çiziyor:
Ekonomist Arda Tunca ise mevcut müdahalelerin yapısal sorunları çözmekten ziyade günü kurtarmaya yönelik hamleler olduğunu savunuyor. Mevcut krizin dış etkenlere karşı korumasız ve iç dinamikleri zayıflamış bir sistemden kaynaklandığını dile getiren Tunca, çözüm için şunları vurguluyor:

